Aylık arşivler: Ocak 2014

Dünyanın yeni yedi harikası finalisti: El Hamra Sarayı

İspanya’nın Granada kentinde bulunan sarayın temeli 1232 yılında 1. Muhammed bin Ahmet tarafından atılmış 1248 yılında bitirilmiş. Yalnız aynı aileden gelen (3. Ebu Abdullah Muhammed, 1. Ebul Haccac Yusuf, 5. Muhammed) tarafından da genişletme çalışmaları yaptırılmıştır. Saray 1492 yılında kaybedilmiş ve V.Carlos sarayının yapılması için bir kısmı yıkılmıştır.

el_hamra_sarayi (6)

Sarayın Mimarisi

UNESCO Dünya Miras Listesi içerisinde yer alan Dünyanın yeni yedi harikası fanilisti El hamra sarayu, Grift bir yapıya sahiptir. Birbirine bağlanmış sayısız oda ve salon bulunan El Hamra sarayında avlular doğanın içerisine karışarak ferahlatıcı yeşil alanlar, fıskıyeli havuzlar, akar çeşmeler ve bahçelerle süslenmiştir. Yahya Kemal Beyatlı İspanya’da bulunduğu elçilik görevinde Elhamra sarayını şu dizilerle anlatmıştır.

“Dış kapıdan girildiğinde insan, bu kadar büyük ve muazzam bir mekan içerisine girileceğinin farkına varamıyor. Mekana girdikten sonra insan kendini sanki bambaşka bir dünyaya gelmiş gibi hissediyor.Bu şaşkınlık bir daireden diğer daireye geçtikçe artıyor.”

Sarayın Müslümanlar için önemi

Saray 780 yıl süren Müslüman İspanya dönemine ait eserlerden bir tanesidir. Saray içerisinde arapça olarak ” Allah’tan başka galip yoktur” yazar. Allah’ın ismini El hamra sarayındaki gibi bu kadar çok tekrarlayan sütun, kemer, kubbe, tavan, kapı ve duvara sahip başka bir yerde rastlanmamıştır.

Günümüzde El Hamra Sarayı

Saray uzun bir süre bakımsız kalmış ve bu bakımsız kaldığı dönem içerisinde dilencilerin, evsizlerin barınak yeri haline gelmiştir. Yine bu dönem içerisidne kabartma süsleri dökülmüş, hor kullanılan kapılar ve pencereler tahrip olmuştur. Sarayın yönetim binası ağır olarak kullanmış ve ibadethaneye geçiş için yapılan duvar yıkılarak kapı haline getirilmiştir. Bütün bu olumsuzlukların yanı sıra saray günümüze kadar gelebilmiş ve 19. yy içerisinde büyük bir restorasyondan geçmiştir. 20. yy içerisinde yabancı ziyaretçilerin artışı sonucu eksik yönleri giderilmiş ve eski ihtişamına kavuşması için çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalar sırasında sarayın orjinal obje ve süslümelerine sadık kalınmıştır.

Dünyanın yeni yedi harikası finalisti: Neuschwanstein Şatosu

Bir masal düşünün. Bir kral var ve henüz 19 yaşında ülkenin başına geçmiş. Oldukça duygusal, aşk arıyor. Kimseyi beğenmiyor. Dağların ötesine sevimli kasabaları, romantik yolları olan muhteşem bir vadiye yalnızca tek bir odası 4 yılda tamamlanan bir kraliyet şatosu dikiyor. Hatta öyle bir şey yapıyor ki devlete zarara uğrattığı gerekcesiyle cezalandırılmıştır. İşte bu hikayenin adı Neuschwanstein Şatosu.

Neuschwanstein Şatosu Tarihçesi

19. yüzyıl içerisinde Neo-romantisizm mimarisiyle Bavyera Kralı II. Ludwig’in isteğiyle yaptırılmıştır. 5 Eylül 1869’da inşaası başlayan şato 17 yıl sürmüş ve 1886 yılında tamamlanmıştır. Şato bugün yıllık 1,5 milyon turist ağırlamaktadır.

Kale Kutsal Almanya’dan önce olan kurulan ‘deli’ olduğu sanılan Alman Bavyera Kralı tarafından yaptırılmıştır. Bu lakapla anılmasının nedeni sürekli olarak çekingen tavırları ve bir takım akıllı olmayan davranışlarıdır. Anne ve babasından ayrı büyüyen II.Ludwig sürekli olarak şatonun hemen yanında bulunan Swangau gölü ve dağları arasında tıkalı kalmıştır.

Nasıl gidilir?

Almanya’nın Füssen şehri içerisinde bulunan Neuschwanstein Şatosu’na Münih’ten tren ile gidilebilir. Tren yolculuğunun hemen ardından Swangau otobüsleri Neuschwanstein Şatosu’na gider. Yaklaşık 10 dakika süren bu otobüs yolculuğununun sonunda sizi bir masal dünyasının içerisinde hissetirecek sevimli bir kasaba, çam ormanları, gotik kuleler ve en önemlisi elbette en tepede bulunan Neuschwanstein Şatosu.